FARSÇA KELİMELER VE TÜRKÇE ANLAMLARI


FARSÇA VE TÜRKÇE KELİME, GÜNLER, AYLAR VE DİL EKLERİ ANLAMLARI

Aşağıdaki tabloda sözcüğünün şimdiki zaman kökünden türemiş yeni sözcüklere örnekler mevcuttur:

Farsça Bileşenler Türkçe Sözcük Tipi
dān dān dānesten (bilmek) Şimdiki zaman Sözcük kökü
dāneş dān + -eş Bilgi İsim
dāneşmend dān + -eş + -mend Bilgin İsim
dāneşgāh dān + -eş + -gāh Üniversite İsim
dāneşgāhi dān + -eş + -gāh + -i Üniversite ile ilgili Sıfat
hamdāneşgāhi ham- + dān + -eş + -gāh + -i Aynı üniversiteden kişi İsim
dāneşkade dān + -eş + -kede Öğretim üyesi İsim
dānā dān + -ā Bilge, Öğrenmiş Sıfat
dānāyi dān + -ā + -i Bilgelik İsim
nādān nā- + dān Cahil, Aptal Sıfat
nādāni nā- + dān + -i Cahillik, Aptallık İsim
dānande dān + -ande Bilen kişi Sıfat
dānandegi dān + -ande + -i Bilme İsim

Geçmiş zaman köküne gelen eklerle oluşturulan sözcükler için örnek tablo:

FARSÇA BİLEŞENLER TÜRKÇE SÖZCÜK TÜRÜ

DİD ديد DİD ŞİMDİKİ ZAMAN DİDAN (GÖRMEK) SÖZCÜK KÖKÜ
DİD ديد DİD GÖRME; GÖRÜŞ İSİM
DİDEN ديدن DİD + -EN GÖRMEK MASTAR
DİDENİ ديدنی DİD + -EN + -İ GÖRMEYE DEĞER SIFAT
DİDĀR ديدار DİD + -ĀR ZİYARET İSİM
DİDĀRİ ديداری DİD + -ĀR + -İ GÖRSEL, GÖRMEYE DAİR SIFAT
DİDE DİD + -E GÖRÜLEN; GÖRÜLMÜŞ UZAK GEÇMİŞ; İSİM
NEDİDE NE- + DİD + -E GÖRÜLMEMİŞ İSİM
DİDGĀH DİD + -GĀH BAKIŞ AÇISI İSİM
DİDEBĀN DİDE + -BĀN BEKÇİ İSİM
DİDEBĀNİ DİDE + -BĀN + -İ BEKÇİLİK İSİM

ŞAHIS ZAMİRLERİ: ضمیرهای شخصی [DEĞİŞTİR]ŞAHIS FARSÇA TELAFFUZU TÜRKÇE

1. Tekil Şahıs من Men Ben
2. Tekil Şahıs تو To Sen
3. Tekil Şahıs او U O
1. Çoğul Şahıs ما Ma Biz
2. Çoğul Şahıs شما Şoma Siz
3. Çoğul Şahıs ایشان، آنها Anha, İşan Onlar

SAYILAR VE SIRA SAYILARI

Farsça‘ da yazı, sağdan sola doğru yazılırken sayılar, Türkçe‘ deki gibi soldan sağa doğru yazılır ve okunurlar. Farsça’ da sayılar arasına و harfi getirilir. Sayıların arasına getirilen bu bağlaç harfi, “o” sesi olarak okunur.Sayılar Farsça Rakamlar Farsça Türkçe Telaffuzu Farsi Sıra Sayıları Farsça Türkçe Telaffuzu Farsi
0 ۰ sefr Sefr صفر Seferom صفرم
1 ۱ yek Yek يك avval, yekom Evvel, Yekom اول-، يكم
2 ۲ do Do دو dovvom Devvom دوم
3 ۳ se Se سه sevvom Sevvom سوم
4 ۴ çahār Çehar چهار çehārom Çeharom چهارم
5 ۵ panc Penc پنج pancom Pencom پنجم
6 ۶ şeş Şeş شش şeşom Şeşom ششم
7 ۷ haft Heft هفت haftom Heftom هفتم
8 ۸ haşt Heşt هشت haştom Heştom هشتم
9 ۹ noh Noh نه nohom Nohom نهم
10 ۱۰ dā Deh ده dāhom Dehom دهم
11 ۱۱ yāzda Yazdeh يازده yāzdahom Yazdehom يازدهم
12 ۱۲ davāzda Devazdeh دوازده davāzdahom Devazdehom دوازدهم
13 ۱۳ sīzda Sizdeh سيزده sīzdahom Sizdehom سيزدهم
14 ۱۴ çahārda Çehardeh چهارده çahārdahom Çehardehom چهاردهم
15 ۱۵ pānzda (punzda) Panzdeh پانزده pānzdahom (punzdahom) Panzdehom پانزدهم
16 ۱۶ şānzda Şanzdeh شانزده şānzdehom(şunzdehom) Şanzdehom شانزدهم
17 ۱۷ hefda Hifdeh هفده hefdahom Hifdehom هفدهم
18 ۱۸ hecda Hicdeh هجده hecdahom Hicdehom هجدهم
19 ۱۹ nūzda Nuzdeh نوزده nūzdahom Nuzdehom نوزدهم
20 ۲۰ bīst Bist بيست bīstom Bistom بيستم
30 ۳۰ sī Si سی sīyom Siyom سی ام
40 ۴۰ çehel Çehel چهل çehelom Çehelom چهلم
50 ۵۰ pancā Pencah پنجاه pancāhom Pencahom پنجا هم
60 ۶۰ şast Şest شصت şastom Şestom شصتم
70 ۷۰ haftād Heftad هفتاد haftādom Heftadom هفتادم
80 ۸۰ haştād Heştad هشتاد haştādom Heştadom هشتادم
90 ۹۰ navad Neved نود navadom Nevedom نودم
100 ۱۰۰ sad Sed صد sadom Sedom صدم
200 ۲۰۰ devīst Divist دويست devīstom Divistom دويستم
300 ۳۰۰ sīsad Sised سيصد sīsadom Sisedom سيصدم
400 ۴۰۰ çahār sad Çehar sed چهارصد çahār sadom Çehar sedom چهار صدم
500 ۵۰۰ pānsad (punsad) Pansed پانصد pānsadom (punsadom) Pansedom پانصدم
600 ۶۰۰ şeş sad Şeş sed شش صد şeş sadom Şeş sedom شش صدم
700 ۷۰۰ haft sad Heft sed هفت صد haft sadom Heft sedom هفت صدم
800 ۸۰۰ haşt sad Heşt sed هشت صد haşt sadom Heşt sedom هشت صدم
900 ۹۰۰ noh sad Noh sed نه صد noh sadom Noh sedom نه صدم
1000 ۱۰۰۰ hazār Hezar هزار hazārom Hezarom هزارم
Milyon ۱۰۰۰۰۰۰ melyūn Milyon میلیون melyūnom Milyonom میليونم
Milyar ۱۰۰۰۰۰۰_ mīlyārd Milyard مليارد mīlyārdom Milyardom ملياردم

Not : Farsça‘ da sayıları, sıra sayılarına dönüştürmek için sayıların sonuna م “om veya مین “omin” eklerinden biri getirilir.
Günler: روزها

TÜRKÇE FARSÇA TÜRKÇE TELAFFUZU FARSİ HARF

Pazar yekşanbe Yekşenbe یکشنبه
Pazartesi doşanbe Doşenbe دو شنبه
Salı seşanbe Seşenbe سه- شنبه
Çarşamba çehārşanbe Çeharşenbe چهار شنبه
Perşembe pancşanbe Pencşenbe پنجشنبه
Cuma com’e Com’ e جمعه
Cumartesi şanbe Şenbe شنبه

Farsça Mevsimler: فصلها Türkçe Farsça Türkçe Telaffuzu Farsi harf

Farcça Miladî Aylar: ماه-های میلادی

  1. Ocak jānviye Janviye ژانویه
  2. Şubat fevriye Fevriye فوريه
  3. Mart mārs Mars مارس
  4. Nisan āvrīl Avril آوريل
  5. Mayıs me Me مه
  6. Haziran jūan Juen ژوئن
  7. Temmuz jūīye Juyeh ژوئیهٔ
  8. Ağustos ūt Ut اوت
  9. Eylül septāmbr Septambır سپتامبر
  10. Ekim oktobr Oktobır اکتبر
  11. Kasım novāmbr Novembır نوامبر
  12. Aralık desāmbr Desambır دسامبر

Hicrî-Şemsî Aylar: ماه-های هجری-شمس 

İran‘ da iki çeşit takvim vardır.

Resmi olarak hicri-şemsi takvimi kullanılır.

Baharın gelişinin habercisi olan 21 Mart (Nourūz) hicri-şemsi takviminin yılbaşısı olarak kabul edilir.

Ayların başlangıç ve bitiş zamanları zodyaktaki 12 burçla uyumludur ve bu yüzden kişinin doğduğu ay aynı zamanda burcudur.

Zaman Aralığı Farsça (Burçlar) Türkçe Telaffuzu Farsi

[ad code=1 align=center]

FARSÇA  RENKLER: رنگها

Türkçe Farsça Türkçe Telaffuzu Farsi renklerin anlamı

FİİLLER VE KÖKLERİ: فعلها

Türkçe Farsça Türkçe Telaffuzu Farsi Farsça Kök Türkçe Telaffuzu Farsi

NOT: FARSÇA KÖKLER AYNI ZAMANDA GENİŞ ZAMAN KİPİNİN KÖKLERİDİR.

Farsça Birkaç Örnek Cümle

bale, Beli : Evet. / Nakheir, Nekheyr, ne. : Hayır.
Be bahşīd, Be bekhşid! : Afedersiniz!
Lotfan, Lotfen! : Lütfen!
Esm-e şomā çīst? : İsminiz nedir? / Esm-e man…. e (ast), Esm-e men … est. : Benim ismim … dır.
Haletan çetor e (ast)? Hale şoma çetor e (ast)? : Nasılsınız? / Çetori? : Nasılsın?
Motaşokkuram. (Moçakkeram). Moteşekkirem., Taşakkor mi konam : Teşekkür ederim. / Khaheş mi konem. : Bir şey değil.
Khūbī? : İyi misin? / Khūbam, Khūbem. : İyiyim. / Bad nīst, Bed nīst. : Fena değil.
Çand sal darid, Çend sal darid? : Kaç yaşındasınız?
Khodā hāfez, Khodā hāfiz: Allahaısmarladık! / Beselamet! : Güle güle!
(Āyā) zabān-i farsī mi dani (mi duni), Āyā zebān-i farsī mi dani (mi duni)? : Fars dili biliyor musun? / Bale, mi danam (mi dunam), Beli, mi danem (mi dunem). : Evet, biliyorum. / Nakheir, nemi danam (nemi dunam) Nekheyr, nemi danem (nemi dunem). : Hayır, bilmiyorum.
Ahl-e koca hastīd, Ehl-i koca hestīd (kocastīd)? : Nerelisiniz? / Man ahl-e Ankara hastam, Men ehl-i Ankara hestem. : Ben Ankaralıyım. / Man ahl-e …. hastam, Men ehl-i … hestem. : Ben … lıyım.
Sa’at çand e (ast), Sa’et çend est? : Saat kaçtır?
Man to (ra) dūst dāram, Men to ra dūst dārem. : Seni seviyorum.
(Āyā) to zabān-e farsī (ra) dūst dāri?, Āyā to zebān-i farsī ra dūst dāri? : Sen Fars dilini seviyor musun? / Man zebān-e farsī (ra) dūst dāram, Men zebān-i farsī ra dūst dārem. : Ben Fars dilini seviyorum.



Etiketler: , , , , , ,

Kategorisi : Pratik Bilgiler



FARSÇA KELİMELER VE TÜRKÇE ANLAMLARI Yazısına Yapılan Yorumlar

  1. salih dedi ki:

    Farsca konusan kac ülke var? merak ettim!!

  2. melisa-icin dedi ki:

    merhaba farsça elinizde 4 lükler varmı aşk’a dair, siirlerde olabilir güzel sözlerde

  3. admin dedi ki:

    SÖZLÜK
    A

    Ada – Düşmanlar.

    Addetmek – Saymak.

    Ağrep – Pek garip, pek tuhaf.

    Ağuş – Kucak.

    Ahenk – Uygunluk, düzgünlük, uyum; çalgılı eğlence.

    Ahenktar – Ahenkli.

    Aheste – Yavaş.

    Ahir – Son.

    Ati – Gelecek zaman.

    Arız – Sonradan gelen.

    Azim – Kesin karar.

    Aziz – Sevgili, itibarlı.

    B

    Baran – Yağmur.

    Bedbaht – Talihsiz.

    Berceste – Gayet güzel, sağlam.

    Berk – Yaprak.

    Beşeriyet – İnsanlık.

    Bibaht – Talihsiz.

    Biçare – Çaresiz.

    Bidirenk – Kararsız.

    Bisehap – Bulutsuz.

    Buhurdan – İçinde tütsü yakılan kab.

    Bünye – Vücudun yapısı.

    C

    Cam – Kadeh.

    Canan – Sevgili.

    Cehil – Cahillik.

    Cereyan – Akış; oluş.

    Cühela – Cahiller.

    Cûşiş – Coşmak.

    D

    Daim – Devam eden, her zaman.

    Damen – Etek.

    Damgeh Tuzak yeri.

    Dehr, delıir – Dünya.

    Denaet – Alçaklık.

    Devre – Bir devrin içinde birbiri ardınca gelen zaman parçala­rından her biri.

    Dide – Göz.

    Dil – Kalb, gönül.

    Dilcu – Gönül çekici.

    Duçar – Çatan, çatıcı.

    Dür – İnci.

    E

    Ebr-i bahar – Bahar bulutu.

    Efkar – Fikirler.

    Efsun – Büyü.

    Ekserisi – Çoğu.

    Elem – Üzüntü, keder.

    Emel – İstek, arzu.

    Erbab – Sahipler, ustalar.

    Erbab-ı hayat – Yaşıyanlar

    Esrar – Sırlar, gizli şeyler.

    Eyyam – Günler.

    Ezeli – Başlangıcı olmıyan.

    Ezlıan – Zihinler.

    Ezkar – Anmalar.

    F

    Faaliyet – Çalışma, çalışkanlık.

    Faik – Üstün.

    Fani – Ebedi olmıyan, yok olan.

    Fazilet – Değer, meziyet, iyi huy.

    Fedakar – Kendini veya değerli bir şeyini esirgemiyen.

    Fenni – Fenne ait.

    Fevt – Yok olma; ölme.

    Feyezan – Suyun taşması.

    G

    Gaflet – Dalgınlık.

    Gariban – Garipler.

    Gayur – Gayretli.

    Gurup – Batmak, güneşin batmast.

    Güher – Mücevher.

    Güzergah – Geçit, yolun uğradığı yer.

    H

    Hadisat – Hadiseler, olaylar.

    Hail – Engel.

    Hala – Henüz.

    Hande – Gülüş.

    Hamiyet – Yurtseverlik, insanlık.

    Harika – İnsanı hayrette bırakan fevkalade şey.

    Hemdem – Arkadaş.

    Hale – Aym etrafındaki parlak daire.

    Harekat – Hareketler.

    Hasıl – Meydana çıkan, vücut bu­lan.

    Hasreylemek – Bir işe mahsus kılmak.

    Hazan – Sonbahar.

    Hedef – Nişan yeri.

    Heyet-i içtimaiye – Topluluk, in­san topluluğu.

    Hissiyat – Duygular.

    Hitam – Son. ‘

    Hoşbû – Güzel kokulu.

    Huruşan – Çağıltı yapan.

    Hususiyet – Hususi oluş, özellik.

    Hüner – Marifet, sanat.

    I

    Itır – Güzel koku, yağ ve esans; yeşil yapraklı, beyaz çiçekli bir nebat.

    İ

    İbzal – Esirgem ey ip böl bol sarfetmek.

    İcat – Yeni bir şey yapmak.

    İcra – Yapmak.

    İçtimai – Topluluğa ait.

    İdrak – Anlamak; yetişmek.

    İpalat – Aldatmalar.

    İhtisas – Her hangi bir ilim veya sanatta çok ileri gitme.

    İhtira – Yeni bir şey çıkarmak.

    İkbal – İyi halli olmak.

    İkdam – Sebatla çalışmak.

    İktifa – Yetinmek.

    İlham – Kalbe bir şey doğmak.

    İltica – Sığınmak.

    İman – İnanış, inanç.

    İntikal – Bir yerden başka yere geçmek.

    İsnat – Yükleme; bir- işi birisinin üstüne atma.

    İstihkam – Düşmana karşı yapı­lan sağlam siper.

    İstinas – Alışma.

    İstikbal – Gelecek zaman.

    İstiklal – Bağımsızlık.

    İtidal – Orta derecede olma.

    İrem bağı – Cennette bir bahçenin adı.

    İstinsah – Kopyasını çıkarmak.

    İzafe, izafet – Bir işi birine at­ma, katma; bir kelimeyi baş­ka bir kelimeye bağlama,

    İzah – Açıklama.

    İzale – Yok etmek. .

    İzzet – Büyüklük, yükseklik.

    K

    Kadir – İtibar, değer.

    Kainat – Var olan şeylerin hepsi, mevcudat.

    Kamet – Boy.

    Kamil – Olgun, kemal sahibi.

    Kargı – Ucu demirli uzun mızrak.

    Katiyet – Kesinlik.

    Katra – Damla.

    Kesbetmek – Kazanmak.

    Kelam – Söz.

    Kemal – Olgunluk.

    Köhne – Eski.

    Kutsi – Mübarek, mukaddes, çok sayılan ve sevilen.

    L

    Lakrenk – Lale renginde.

    Lengüvist – Dil bilgini.

    Lerzedar – Titriyen.

    Lugaat – Lügatler.

    M

    Maatteessüf – Teessüfle beraber.

    Macera – Baştan geçen heyecanlı olay.

    Mahsulat – Mahsuller, ürünler.

    Mahrem-i esrar – Birisinin sırla­rını bilen.

    Mahuf – Korkunç.

    Mahviyet – Alçak gönüllülük.

    Maişet – Geçiniş.

    Mafcber – Mezar.

    Maksut – İstenilen.

    Marifet – Bilgi, hüner.

    Matem – Büyük keder.

    Mazi – Geçmiş zaman.

    Maziperest – Geçmişe tapan, eski kafalılıktan kendini kurtaramayan.

    Mecruh – Yaralı.

    Medilı – Övmek.

    Mefkûre – Ülkü, ideal.

    Menzil-i maksut – Erişilmesi iste­nilen yer.

    Meram – İstek.

    Merhale – Konak, iki yer arası yol.

    Mesai – Çalışmalar.

    Meskûn – Oturulmuş, ahalisi bu­lunan.

    Meşhudolmak – Görülmek.

    Meşgale -İş güc.

    Menba-i hayat – Hayat kaynağı.

    Minnet – Bir iyiliğe karşı teşek­kür duygusu.

    Mizaç – Tabiat, huy.

    Münker İnkar olunan.

    Müteallik – Ait olan.

    Münhasır – Yalnız bir şeye mah­sus olan.

    Metin – Sağlam.

    Mevta – Ölü.

    Mezceylemek – İki şeyi birbirine karıştırmak.

    Mezkûr – Zikrolunan, adı geçen.

    Mezruat – Ekilen şeyler.

    Muahede – Antlaşma.

    Muattal – Bırakılmış, işsiz, boş.

    Muhabbet – Sevgi.

    Muin – Yardımcı.

    Muhaceret – Göç.

    Muhtelif – Türlü türlü olan.

    Muhteşem – İhtişamlı, şanlı ve gösterişli.

    Musibet – Bela, felaket.

    Musir – Israr edici, direnici.

    Muztarip – Üzüntü çeken, rahat­sız olan.

    Muvaffak – Elde etmiş, kazanmış.

    Müfredat – Bir bütünü meydana getiren tekler.

    Müfrit – Pek ileri atılan.

    Mühimmat – Savaş için lazım olan şeyler, cephane (gülle, barut v.b.)

    Müstakbel – Gelecek zaman. Münferit – Tek.

    Müşterek – Ortaklaşa.

    Müteaddit – Birkaç tane olan.

    Mütehassis – Duygulu.

    Mütehassıs – Uzman.

    Müteharvil – Değişen. .

    Mütenasip – Uygun.

    Mütevakkıf – Bağlı.

    N

    Nadan – Cahil.

    Nahoş – İyi olmıyan.

    Nam – İsim, ad, şan.

    Nakafi – Yetişmiyen, kafi olmı- yan.

    Nakil – Nakleden, anlatan.

    Narin – İnce yapılı, zarif.

    Nenk – Ayıp, namus, utanç, şöhret.

    Neşefeza – Sevinç arttırıcı.

    Neşir – Yaymak.

    Nevbahar – İlkbahar.

    Nilüfer – Bir çeşit çiçek.

    Nizamat – Nizamlar, kanunlar.

    Örgüt – Teşkilat.

    P

    Pay – Ayak.

    Paybend – Ayağı bağlı.

    Pervasız – Korkusuz.

    Pürhulya – Hülya ile dolu, hülyalı.

    Pürintibalı – Uyanmış, ibret almış olarak.

    Pürneşat – Sevinçli, sevinç dolu.

    R-

    Rayet – Bayrak, sancak.

    Raz-ı dil – Gönül sırrı.

    Refah – Bolluk içinde iyi geçiniş.

    Refakat – Arkadaşlık.

    Refik – Arkadaş.

    Revnak – Parlaklık.

    Rey – Oy, fikir.

    Rizan – Dökülen.

    S

    Saf – Temiz, halis, duru.

    Sanayi – Sanatlar..

    Sabit – Yerinde duran.

    Say – Çalışma.

    Saye – Gölge.

    Seciye -Huy, tabiat, karakter.

    Seher – Tan ağartısı.

    Selef – Bir işte kendinden önceki, öncel.

    Sema – Gökyüzü.

    Semay-i saf. – Temiz sema.

    Serencam – Başa gelen şey.

    Sermaye – Anamal, bir şeyin esası.

    Servet – Zenginlik.

    Seyahat – Yolculuk, gezi. (Bu kelimeyi (seyyahat) şeklinde iki (y) ile yazmak ve öyle söylemek yanlıştır.)

    Seyyah – Çok seyahat eden.

    Seyyar – Yürüyücü, gezici.

    Sıfk – Doğruluk.

    Sinc – Göğüs.

    Sükûn – Durma, hareketsizlik; sessizlik.

    Süiûk – Bir yol tutmak.

    Ş

    Şafak – Güneş doğmadan önce ve battıktan sonra, ufukta görü­len kızıl aydınlık

    Şam – Akşam.

    Şaşaa – Parlaklık.

    Şehrayin Şehrin donatılması ile yapılan umumi şenlik, donanma.

    Şekva – Şikayet.

    Şetaret – Şenlik, sevinç.

    Şevk – Şiddetli istek, içten arzu; neşe, keyif.

    Şitap – Acele.

    Şükran – Teşekkür.

    T

    Taaliûk – Ait olma.

    Tsgayyür – Değişmek.

    Tahammül – Katlanmak.

    Tahavvül – Değişmek.

    Tahliye – Boşaltma.

    Taife – Bölük, takım; gemi işçile­rinden her biri.

    Takaddüm – Öne geçmek, önce olmak.

    Taklidi – Taklide ait.

    Talim – Öğretmek.

    Takdir – Beğenmek; kıymet biç­mek.

    Tasdik – Gerçeklemek, doğrudur demek.

    Tasfiye – Safileştirmek.

    Tebeddül – Değişme, değişiklik. Tebliğ – Bildirmek.

    Teceddüt – Yenilenmek.

    Tehzip – Düzeltme, temizleme, ıs­lah etme.

    Tekellüm – Söylemek.

    Tekemmül – Olgunlaşmak.

    Tekzip – Yalanlamak.

    Tenezzül – Aşağılamak, alçak gö­nüllülük göstermek.

    Tenvir – Aydınlatmak.

    Tercih – Üstün tutmak.

    Tespit – Kararlaştırmak.

    Tezahür – Meydana çıkmak, belir­mek.

    Tesmiye – Ad vermek.

    Teseyyüp – İhmal, bakımsızlık

    Tevakkuf – Durmak.

    Teyit etmek – Kuvvetlendirmek.

    Tezahürat – Gösteriler.

    Tezayüt – Çoğalmak.

    Tezhip – Yaldızlama.

    Tezyif – Çürütme, eğlenme; sahte nazariyle bakma.

    Tizreftar – Çabuk yürüyüşlü.

    Tuğ – Sorguç.

    Ü

    Üdeba – Edipler.

    V

    Vabeste – Bağlı.

    Vaki – Vuku bulan, olan…

    Vasıf – Sıfat, nitelik.

    Vatancüda – Vatandan ayrı .düşmüş.

    Vazıh – Açık,

    Vesile – Sebep.

    Vozuh-Açıklık.

    Y

    Yad – Hatır, anmak, hatırlama. Yaran – Dostlar.

    Z

    Zalim – Zuüim yapan.

    Zaruret – Çaresizlik,- yoksuzluk, sıkıntı; mecbur oluş, zorunluk.

    Zaruri – Çaresiz, mecburi, zorunlu.

    Zem – Yerme, yerilme.

    Zeval – Bitip gitme.

    Zihniyet – Düşünüş şekli.

    Zinde – Diri, canlı.

    Znhûr – Meydana çıkma.

  4. AkilliAdam dedi ki:

    bende bunları buldum umarım farsça kelime arayanların isine yarar

  5. admin dedi ki:

    Farsça bildiginiz kelimeleri ve eş anlamlarını yazarak konuyu zenginleştirebilrisiniz.

Yazı Hakkında Fikriniz varmı ??