İslam’ın Medeniyet İlkeleri

İslam dininin medeniyet ilkeleri varmıdır demeyin, İslam bu ilkelere ayak uydurdugumuz zaman gercekden bir din medeniyeti ve hosgörü dini oluyor.

İslam’ın Medeniyet İlkeleri

Bismillahirrahmanirrahim

1) İman haykıran, sessizliğinde iman çınlayan şehirler kurulmalıdır.

2) Medeniyetin kurucuları Diriliş kuşağı olacaktır.

3) Medeniyetin koruyucusu surlar değil, İslamın koruyucu ilkelerinin çevrelediği ve İslam aşk ve hakikati olacaktır.

4) Aile, bir tarihlilik ve şuurluluk platformuna oturtulmalıdır.

5) Toplumun ve devletin kalbi ailedir. Ailenin mahrem cephesi korunmalıdır lakin ailenin toplumdaki konumu her yönden gözlenmeli ve denetlenmelidir. Bu denetlemeyi devletten ziyade toplumun iç örgütleri yapacaktır. Devletin görevi hizmet sunmaktır.

6) Aile mini devlet olacaktır. Öyle ki bütün bir şekilde yok olsak dahi tek bir ailenin kalması halinde tekrar şahlanmamızın yolu açık olacaktır.

7) Medeniyetin en güçlü yanı toplum olmalıdır. Toplum güçlü oldukça devleti ve şehirleri tekrar onarabilecek ve yenileyebilecektir.

8) Toplum zararına, çıkar, şöhret tutkusu, faizcilik, emeksiz sırttan geçinme, şehvet pazarcılığı, zevk katliamı yok edilecektir.

9) Devlet ve toplum dışı taklide kapalıdır fakat incelemeye ve gerektiğinde ondan yararlanmaya açıktır. Dışarıyı sürekli olarak gözleme devletin ve toplumun en asli görevlerindendir.

10) Devlet ve toplum kalitesizlikle savaşmalıdır. Kişiler arasında üretimde doğru, tüketimde ters orantılı bir yarış ilkesi benimsenecektir.

11) Bir pay dahilinde eşitlik olacaktır. Zengin ve fakir arasındaki uçurum kaldırılacaktır. Kapitalizm ve komünizmin yıkıcılığından uzak durulmalıdır.

12) Toplum Devlete karşı direnebilmelidir. Hiçbir parti, devlet veya tröst(şirketokrasi) halkı köleleştiremez.

13) Bu medeniyette maddi güçler manevi güçlerin denetiminde olacaktır.

14) Kişi toplumda güçlü veya zengin olduğu için değil; erdemiyle ve toplum uğrundaki fedakarlığıyla değer görecektir.

15) Halk yönetimi esas olacaktır ama demokrasi putlaştırılmayacaktır. Politika için politikaya, muhalefet esnaflığına, tembelliğe ve hileye izin verilmeyecektir.

16) Yönetim ;gerçek ve hür seçim, oy kullanma, hakikati arama ve gerçekleştirme düzeni olarak düşünülmelidir.

17) Bürokratlara ve demagoglara (yanlış olmasına rağmen görüşünü ustaca savunan kişi, hatip) yönetimde yer verilmeyecektir. Bunlara yönetimden el çektirilecektir.

18) Erdemli entelektüellerin etkisine saygılı, had bilir bir halk, sorumlulukla yüklü basın, onurlu bilim adamları, birbirini denetleyen kadrolar, parlamento, ordu ve devlet memurları arasında denge
iletişim sağlanacaktır.

19) İçkinin, kumarın, fuhuşun, saygısızlığın, kabalığın, tembelliğin, avareliğin bu medeniyetten kovulması gerekmektedir.

20) Öksüzler, dullar, sahipsiz yaşlılar, sakatlar korunmalıdır.

21) İstihdam ve eğitim devletin ve diğer toplumsal kurumların yerine getirmesi gereken ödevlerdir.

22) Giyimde, yemede, ev hayatında, imar ve mimari de sadelik esas olacaktır.

23) Çocuklar sadece bilgi anlamında değil ahlak ve iradede de güçlü kılınmalıdır. İçlerine İslam biçimi “çile” doldurulmalıdır.

24) Cimrilik değil tutumluluk ve israftan kaçınmak ile cömertlik esas olacaktır. Çocuklara özveri tutkusu aşılanacaktır.

25) Çocuklara her işlerini Allah rızası için yapmaları öğretilecektir. Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak dilli, inkarcı ve bozgunculara karşı hiddetli olacaklardır. Sadece insanlara değil hayvanlara ve doğaya karşı da acıyıcı ve koruyucu olacaklardır. İnsani duyguları ekonomik faktörlerden önce gelecektir.

26) Bu toplum düzeni için ise cezalandırma ve ödüllendirme sistemi kurulacaktır.

27) Medeniyet bir erdem medeniyeti olmalıdır.

28) Devlet, insanı ve toplumu İslam ruhuyla diri tutan ve bu ülkü etrafında teşkilatlanarak bu düzeni ayakta tutmak için yaptırımlar uygulayan aygıttır.

29) Toplumda bir erdemli öncüler grubu olacaktır. Bu topluluk kendini bu ideale adamış kişilerden oluşur ve halka yol gösterir.

30) Devlet yönetiminde liyakat esastır. Yönetim yetenek ve eğitim işidir. Demokrasi ancak bu yönetime seçilecek kişilerin seçiminde hayırlı bir “araç” olacaktır. Günümüzde demokrasi güdümlü veya kayıtsız şartsız hale bürünmüştür ki bunlar ifrat ve tefrite girdiğinden kafirlik alametidir.

31) Erdemliler topluluğu, ilim, sanat, inanç, ahlak, düşünce ve politika bakımından idealin toplumda sürekli yaşaması ve gelişmesi için çaba göstermelidir. Böylelikle ideal, teoriden pratiğe geçer. Bu topluluk nefsin arzularına tabi olmaya giden insan tabiatını toplumun yüce amacı önünde uyaracaktır. Kitleye karşı devletin, tek kişinin hegemonyasına karşı toplumun teminatı olacaktır.

32) Bu erdemliler topluluğu bir oligarşi veya aristokrasi değildir. Çünkü bunlar soy, servet veya bir sınıftan olmalarından ötürü değil İslam idealini gaye edinmiş erdemli ve hayırda yarışan insanlar olduğundan bu topluluğa dahil olacaklardır.

33) İslam’ın Devlet ideasında, insanları ezme ve sömürmeyi hedef almış Bat ideasının ve insanlığı hayvanlık derecesine düşürmüş ve makinayla eşdeğer yapmış komünizmin yeri yoktur. Bu materyalist sistemlerin en büyük düşmanı maneviyattan beslenen İslam medeniyetidir.

34) Toplumda Kuran’ın koyduğu varoluş ilkeleri temel alınmalı ve toplum kendi kendini sürekli denetleyerek tenkit etmelidir. Bu denetleme insaf ve hakikat ölçüsüyle sınırlıdır.

35) Nüanslara hayat hakkı tanınacaktır.

36) Bu medeniyette dünya insanın elini altında binbir açıdan
optimal verime kavuşan bir tarladır.

37) Müslüman için iş, ibadettir. Müslümanlara hizmet etmek, dünyayı Allah yolunda imar etmek, ibadettir. Buna Müslüman ordunun düşman ordularından her anlamda üstün olması da dahildir.

38) Çağımızda hakikat medeniyeti ağır sanayi ile korunacaktır.

39) İnançsız toplumların merhameti yoktur. Hem Müslüman toplum inançsız toplumların merhametine ihtiyaç duymamak için çalışmalıdır. Müslüman kuvvetli olmak zorundadır. Allah’ın halifesi olarak bu onun en asli görevlisidir.

40)Allah eşya ve tabiata hakimiyetin sırlarını ve anahtarlarını, yine eşya ve tabiata gömmüştür. Bu kanunları ve sırları keşfetmek Müslümanın görevidir. Müslümanın üşenmeye ayıracak zamanı yoktur. Tatili ahirettedir.

41)Ekonomi, kültürün eşyaya dönük yüzüdür. Hafif kültürle ağır sanayi olmaz. Bu nedenle ruhunu Allah’a teslim etmiş olan Müslüman ibadetin ağır ve kalifiyeli elemanı olduğu gibi ağır kültürün yolcusu, ekonominin ağır görevlisi ve işçisidir.

42)İslam ekonomisinde kişinin hür teşebbüs yetisini körelten devletçiliğe yer olmadığı gibi tröstlerin doğumuna neden olan kapitalizme de yer yoktur. İnsanın onuruna, şerefine yapılacak hiçbir ekonomik, siyası, sosyal teşebbüse izin verilmeyecektir.

43)Allah yolu özgürlük yoludur.

44)Fabrika, işyeri, dükkan, mescidin bir uzantısıdır.

45)İş sahibi de işçisi gibi bir işçidir. Kârı sınırlıdır. Kazancını israf edemez, Allah’ın istemediği şekilde tüketemez. Kazancı, mülkü, sermayesi ona Allah’ın emanetidir. O, emanete ihanet edemez.

46)Müslüman, devlet büyüklerinin çizdiği ekonomik tablo ve hedefe uyumlu davranacak, ekonominin ilerleyiş rotasını izleyecektir. Kendi çıkarını toplumun çıkarında görecektir. Toplumun genel çıkarını baltalamayacaktır. Her şey Allah içindir fikrinden ayrılmayacaktır.

47)Kültürsüz ekonomi, ekonomisiz kültür düşünülemez. Ekonomi inançsız ve ahlaksız olamaz.

48)Cihad sadece silahla olmaz. Allah yolunda yapılan her iş cihaddır.

49)Faiz, faizin benzeri ve faizin gölgesi bile yok edilecektir.

50)Zekat maldan ve kazançtan ayrılarak medeniyete aktarılacak; oradan kişilere ve kurumlara dönerek sosyal adalet sağlanacaktır.

51)Fiyatlar, kârlar, malın yapımı, kalitesi tabi bir denetim altında tutulacak ve kesin ve etkili yaptırımlarla denetim güçlendirilecektir.

52)Para boş yere elde tutulmayacak, işsizliğe imkan verilmemek için bütün imkanlar seferber edilecektir.

53)Kadın ve iş düzeni, kadının özelliğini ve iç özgürlüğünü yok etmeyecek biçimde yeniden düzenlenecektir. Yedek erkek modelinden vazgeçecektir. Bütün bunlar geniş ölçüde Devletin görevidir.

54)Devlet, emeğe ve sermayeye yol gösterici, iş gösterici ve alan açıcı olacaktır.

55)Toprak işlenecek, su gücü, madenler, yeraltı ve yerüstü kaynakları tabiatı tahrip etmeksizin verimli bir şekilde kullanılacaktır.

56)Devlet, toplum ve kurumlar el ele çalışacaktır. Dünyanın ahiretin tarlası olduğu unutulmayacaktır.

57)Yarın ölünecekmiş gibi ahirete, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışılması prensip olacaktır.

58) Sosyal adalet, kardeşlik müesseseleri kurulacaktır.

59) Tekke fedakarlığı, tarikat hizmet ve fütuvvet ruhu yepyeni bir biçimde kültür ve ekonomi alanına girecektir.

60) Toplum yaşayışında saygı ve sevgi egemen kılınacaktır. Görgü kuralları bu çevrede biçimlenecektir.

61) “Tecessüs etmeyiniz.” emri uyarınca insanın özel hayatı korunacaktır.

62) Komşuluk kurumunun işlerliği tekrar kazandırılacaktır.

63) Sosyal yardımlaşmada, bir takım parazitlerin Müslümanların merhametini istismar etmesine izin verilmeyecektir.

64) Merhametin sömürülebilme düşüncesinden hareketle yaşlı, sakat, dul, yetim gibi kimselerin terk edilmelerine yol ve açık kapı bırakılmayacaktır.

65) Bütün mesele dengededir. Kişinin özgürlüğü başkalarını rahatsız etmemekle, İslamın emirleriyle ve kamu yararıyla sınırlıdır.

66) Kişi, aile, toplum arasında, ilgi ve gözlemlemeyiş arasında estetik, gerçek, görgü kurallarıyla samimilik arasında bir denge kurulmalıdır.

67) Övünme, övme, gösteriş, kınama veya kınanma gibi duygu aşırılıklarından mümkün olduğu ölçüde kaçınılmalıdır.

68) Bu yaşayış bir hukuk düzeni içinde olacaktır. İslam hukuku, bütün bu saygı ve sevgi düzenine -gözlemleyiş yasağı ve yardımlaşma buyruğu düzenine rağmen- toplum düzenini sarsan ve bozanlara uygulanacak önleme ve giderme kuralları bir bütün ve bir sistem olarak ortaya koymuştur.

69) Ceza, daha çok toplumu ve kişileri koruma amacı güdecektir. Bu da en iyi şekilde kısasla sağlanabilir. Cezada prensip “Kısasta hayat vardır” kutsal ilkesi ve “suçsuz bir kimseyi öldüren bütün insanları öldürmüştür, dirilten bütün insanlar diriltmiştir.” ölçüsüdür. Kurallar kesin ve keskindir.

70) Kısasın yanı sıra karşılıklı veya karşılıksız, ödünlü veya ödünsüz bağışlama ilkesi de yer alacaktır. (af ve fidye).

71) Düzen fikri, Müslümanın, bilim ve arayıcılık aşkına sahip olması gerektiğine ulaştıracaktır. Düşünmeyi buyuran Allah bunu Kuranı Kerimde belirtmiştir. Tarihten, tabiata; soyuttan, somuta; gözlemleyiş, inceleme, araştırma, düşünme ve öğrenme Allah emridir. Her kişi gücü yettiğince ilim öğrenmelidir. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?”, “Hakikat, müminin kaybolmuş malıdır. Nerede bulursa alır.”, “İlim, Çin’de de olsa gidin alın.”, “İlim, kadın ve erkek her Müslümana farzdır.” gibi ana ölçüler hayata geçirilmelidir.

72) Manevi bilimler, matematik, pozitif bilimler, Müslümanın bilim dünyasının temel taşlarıdır.

73) İlim, inancın kalesidir. İslam bilinci, ilimle kökleşir. Geçmişi ve şimdiki zamanı incelemek, öğrenmek ve bilmek ibadet olarak benimsenecektir. Zira “Alimin mürekkebi, şehidin kanından ağır gelecek.” buyruğu bulunmaktadır.

74) İslam ruhunun halelerinden biri de estetiktir. İslam medeniyeti, insana bir cebir ve geometri mizacı aşılar, ahlakından inancına, davranışından ruh üzerindeki sura kadar bir ahenk ve güzellik ideası yerleştirir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.