Ebced Hesabı

bu yazımızda ebced hesabı nasıl yapılır? ebced hesabı nasıl ortaya cıkmıstır? ebced tarihcesi!! ebced nerelerde isimize yarar bunları okuyalım.

Ebced Hesabı

“Ebced” kelimesi, Arap alfabesindeki harflerin kolay ezberlenebilmesi için,
harflerin birleştirilmesiyle meydana gelen 8 anlamsız kelimenin ilkidir.
Ebced, ilk kelimenin adı olduğu gibi, aynı zamanda diğer kelimelerin tümünün de
adıdır.

ebced hesabı

ebced hesabı

Yani ebced, eski alfabeye verilen addır. “Abcad, ebicad, ebiced ve abucad” da
denmesine rağmen tutunmuş şekli ebced dir. 8 anlamsız kelime soldan sağa doğ-
ru şöyle sıralanır: Ebced, Hevvez, Hutti, Kelemen, Sa’fas, Karaşet, Sehaz ve Za-
zağ. Son kelime “Zazığlen” veya “Zazağlen” şeklinde de okunmuştur.
Ebced’in menşei hakkında çok şeyler söylenmiştir. Bunların pek çoğu rivayetler-
den oluşmaktadır.

Alfabeyi oluşturan 8 kelimenin ilk 6′sının Medyen ülkesinin
krallarının adları olduğu; 6 şeytanın adı olduğu; haftanın günlerinin her birinin
adı olduğu; ilâhî Isimlerin baş harfleri olduğu; Hz. Adem (A.S.)’in cennetten
kovuluşunun evreleri olduğu; İlâhî emirleri ve yasakları verdiği; Pers hükümdarı
Sâbûr’un çocuklarının adları olduğu vs. gibi birbirinden farklı rivayet ve yorum-
lara konuyla ilgili kaynaklarda sıkça rastlanmaktadır. Bunun yanısıra ebcedi dinî
motiflerle açıklayan kaynaklar da vardır.

Ebced Hesabı
Ebced’in en büyük özelliği “Ebced hesabı” adı verilen bir işlemde
kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı
değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok
işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı verilir. Ebced
alfabe düzeninin harfleri 1′den 9′a, 10′dan 90′a, 100′den 1000′e doğru
numaralandırılır. 

Ayrıca bu alfabede gözükmeyen “pe” harfi “be ” gibi, “çe” harfi de
“cim” gibi kabul edilerek onların sayı değerlerini alır.
Eskilerin “hisâb el-cümel” dedikleri, ebced hesabının 4 çeşidi vardır:
“Büyük”, “en büyük”, “küçük” ve “en küçük” ebced hesabı.

Yukarıdaki  tablo, eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alınmış, ama
bugün küçük ebced (cümelsağir) olarak değerlendirilmektedir.
Kultanıldıgı Yerler Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir rakama
tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-İslâm kültüründe, hemen hemen her sahaya
yayılan bir kullanımı ortaya koymuştur. Rakamla ifâde edilecek şeyler
yazıyla, yazıyla ifâde edilecek şeyler de rakamla sembolize edilir
olmuştur.
Kullanıldığı yerler kısaca şöyle sıralanabilir:

Günlük ihtiyaçlarda:
Özel notlar ve ticarî ilişkilerde kullanılmıştır.
Meselâ: 100 akçe alacağı olan birisi alacaklı olduğu kişiye bir kağıt üzerinde bir
kaf harfı yazıp gönderince hem alacağını istemiş, hem de konuyu aracıdan
saklamış oluyordu.

İsim sembolü olarak:
İki veya daha fazla kelimenin sayı değerlerinin
aynı olmasından istifadeyle birini söylemekle diğeri kastedilmiş kabul
edilerek halk arasında kullanıla gelmiştir.

Meselâ: “Muhammed” kelimesi 92′dir. “Aman’ kelimesi de 92′dir.
“Mevlevî” kelimesi de 92′ ettiğinden bu kavramlar arasında bir alaka
kurulmuştur.
En meşhurlarından biri şudur:
Aman lafzı senin ism-i şerîfinle müsavidir
Anınçin aşıkın zikri amandır ya Resulullah
Keza bu konuda ilim = amel = sa’y kelimelerinin sayı değeri 140′dır.
Hem sayı değeri itibariyle hem de anlamca aralarında bir irtibat vardır.
Hilâl, lâle ve Allah lafzı da sayı değeri bakımından 66 etmektedir.
Bu husustan dolayı kültürümüzde hilâl ve lâleye daha özel bir yer verilmiştir

Çocuğa isim verilirken:
Doğum tarihinin bir kelime veya bir, iki
isimle belirlenmesidir. Hangi isimler çocuğun doğduğu seneyi ebced
hesabıyla verirse, o isimlerden biri çocuğa verilmiştir. Meselâ: H. 1311′de
doğan çocuğa “Mahmud Bahtiyar”, “Süleyman Hurşid”, “Yusuf Mazhari’, “Ömer
Rıza” ve “Recep Servet” gibi isimlerden biri verilebilir. Çünkü bunların her
biri 1311 etmektedir.

Kitap ve Makalelerde:
Eskiden kitapların önsöz, giriş, takdim sayfaları ile numa-
ra almayan sayfalar hep ebced alfabesine göre numaralandırılmıştır.
Kitapların ay ve sene kayıtları, yazı bölümleri ve madde başlıkları hep ebced düzenine
göre tanzim edilmiştir.

Resmi devlet kayıtlarında:
Osmanlı Devlet arşivlerinde yer alan birçok resmî
belgeler, tutanaklar, fezleke ve mazbatalar, tarihler başta olmak üzere
vak’anüvis kayıtları, vakıf kayıtları ile sayım ve envanter hesapları
hep bu hesaba göre tanzim edilmiştir.
İlimlerde:
Fizik, matematik, geometri ve astronomide sıkça kullanılmıştır.
“Sa’fas” kelimesinin harfleri kullanılmıştır. Astronomide buyük rakamlar
“ğayn” harfinin birkaç tekrarı ile de sağlanabilmiştir. Ebced hesabı,
musikide de kullanılmıştır.

Buna göre sesler ve perdeleri ebced alfabe düzeninden istifade edilerek
oluşturulan bir “ebced notası” ile belirlenmiştir. Bu hesabın en çok
kullanıldığı yerlerden biri hiç şüphesiı mimarlık tır. Özellikle Mimar Sinan,
eserlerinde, boyutların modüler düzeninde çok sık kullanılmıştır. Temel lslâmî
kavramlardan oluşan bu hususa birkaç misal verelim:

Süleymaniye’de zeminden kubbe üzengi seviyesi 45, kubbe alemi 66 arşın
yüksekliktedir. Ebced’e göre “Âdem’ 45, “Allah” lafzı da 66 etmektedir.
Yine Selimiye’de de kubbeyi taşıyan 8 ayağın merkezlerinden geçen dairenin
çapı 45 arşındır. Kubbe kenarı zeminden 45, minare alemi buradan itibaren
66 arşındır. Süleymaniye ve Selimiye’nin görünen silüetleri 92 arşındır ki,
bu da “Muhammed” kelimesinin karşılığıdır.

Cifr ve Vefk ilimlerinde :
Ebced hesabı ayrıca cifr, vefk gibi ilimlerde, astrolojide, DEFİNE ARAMADA da
kullanılmıştır.

Tasavvuf ve Din ilimlerinde :
Ebced hesabının tasavvuf ve din ilimlerinde kullanıldığına şahit olmaktayız.
Özellikle “Kelime-i Tevhid” veya “Esmâ-i Hüsn”a”dan bir ismin kaç aded zikr edi-
leceği ebced tablosuna göre tayin edilir. Kur’an tefsirlerinde ve hatta Kadir gece-
sinin tayininde de ebcedin kullanıldığını bilmekteyiz.

Tarih düşürmede :
Ebced hesabının en fazla en fazla kullanıldığı yer hiç şüphesiz tarih düşürmedir.
Bunun için o olayın tarihini verecek ustalıklı bir kelime veya mısra söylenir ki,
hesaplandığında o olayın tarihi ortaya çıkar. lşte “tarih düşürme sanatı” adı veri-
len bu sanat divan edebiyatı boyunca kullanılmış ve bütün kültür varlıklarımızın
kitabelerinde yer almıştır.

Eski ve gelecek olayların tarihlerini bulmada:
Özellikle Kuran-ı Kerim ve hadislerden yapılan çalışmalarla geçmiş ve gelecek
olaylara ait tahminler yapılmıştır. İstanbulun Fethinin “beldetun tayyibetun…”
cümlesinden çıkartılması gibi. Bediüzzaman said-i Nursi’nin Sikke-i Tasdik-i Ğaybi
adlı eserinde bununla ilgili çok sayıda örnek bulunmaktadır.
Kaynakİsmail Yakıt, Türk-lslam Kültüründe Ebced Hesab ve Tarih Düşürme,
ötüken Ist. 1992.

KURAN’DA EBCED HESABI

Arapça alfabedeki her harfin sayısal bir değeri vardır. Yani Arapçada her harf bir rakama tekabül eder. Bundan istifade edilerek çeşitli hesaplamalar yapılır. İşte yapılan bu hesaba “ebced hesabı” ya da “hisab-ı cümel” denir.
Kuran’da ebced, alfabe düzeninin her bir harfinin bir rakama tekabül etmesi özelliğinden faydalanan Müslümanlar, bunu çeşitli sahalarda kullanmışlardır. Cifr ilmi de bu yöntemlerden birisidir.

Cifr; İstikbalde muhtemel olacak işlerden haber veren ilmin adıdır. Buna göre sembolik şekiller ve harflerin ebced sayı karşılıkları üzerinde yapılan yorumlar, bu sahayla meşgul olan kimselerin başvurdukları yollardan biridir.

Ebced ile cifr yöntemleri arasındaki en önemli fark: Ebced gerçekleşmiş olanın, cifr ise gerçekleşmesi muhtemel olanın ilmidir.
Bu hesap yöntemi, çok eski tarihlere kadar uzanan ve daha henüz Kuran indirilmeden önce kullanımı çok yaygın olan bir yazım şeklidir. Arap tarihinde geçen tüm olaylar, harflere rakam değeri verilerek yazılır ve böylece her olayın tarihi de kayda geçilmiş olurdu. Bu tarihler, her kullanılan harfin özel rakam değerlerinin toplanmasıyla elde ediliyordu.

İşte söz konusu bu ebced yöntemiyle, Kuran’da geçen bazı ayetler incelendiğinde, bu ayetlerin anlamlarına uygun olarak birtakım tarihlere denk geldiğini görürüz. Ve bu ayetlerde bahsedilen olayların, ebced hesaplarıyla elde edilen tarihlerde gerçekleştiğini gördüğümüzde ise, söz konusu ayetlerde olaya ilişkin gizli bir işaret bulunduğunu anlarız. (Doğrusunu en iyi Allah bilir.)
1969 Yılında Ay’a Çıkılmasına Kuran’da İşaret Edilmektedir


Saat (kıyamet vakti) yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Kamer Suresi, 1)

“Şakka” kelimesi Arapçada “ikiye yarılma, ayrılma” manasından başka “çizilme, kabartma, toprağı sürme, toprağın kazılması” gibi manalarda da kullanılmaktadır:

Biz şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık, sonra yeri yardıkça yardık; böylece onda taneler bitirdik, üzümle, yoncalar, zeytinler, hurmalar, boyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler. Meyveler ve otlaklıklar. (Abese Suresi, 25-31)

Görüldüğü gibi bu ayette “şakka” kelimesi “ikiye yarılma, ayrılma” manasında değil, “toprağın yarılıp, çeşitli ekinlerin bitmesi” manasında kullanılmıştır. “Şakka” kelimesi bu şekilde değerlendirildiğinde (Kamer Suresi, 1. ayetinde geçen) “Ay’ın yarılması” anlamı yanında, aynı zamanda 1969 yılında Ay’a çıkma olayında Ay toprağı üzerinde yapılan faaliyetler de anlaşılır. (En doğrusunu Allah bilir.) Nitekim bu konuda çok önemli bir işaret daha vardır.

Kamer Suresi’nde geçen bu ayetin bazı kelimelerinin ebcedi bizlere 1969 rakamını vermektedir. Bu hesaplama yönteminde vurgulanması gereken önemli bir nokta da, yapılan hesaplamalarda çok büyük ya da çok ilgisiz sayıların çıkma olasılığıdır. İlgili sayının elde edilme ihtimali son derece zayıf olmasına rağmen, böylesine net bir rakamın hesaplanması oldukça dikkat çekicidir.


… Saat yakınlaştı ve Ay yarıldı…
HİCRİ: 1390 MİLADİ: 1969

1969′da Amerikalı astronotlar Ay üzerinde incelemeler yapmış, Ay’ın toprağı çeşitli aletlerle kazılmış, yarılmış ve örnek alınarak Dünya’ya getirilmiştir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.