Duanın Anlamı

En Güzel Dualar
-200 
1 kötü2 orta3 güzel4 orta5 Süper (Oyla)
Loading...
 
-:   -20 Eylül 2016 

DUA KAVRAMININ ANLAMI

en-guzel-dualar

A. SÖZLÜK VE TERİM ANLAMI Sözlükte; “çağırmak, seslenmek, davet etmek, istemek ve yardım talep etmek” anlamlarına gelen dua, din ıstılahında; Allah’ın yüceliği karşısında insanın aczini ve zafiyetini itiraf etmesi, sevgi ve saygı ile O’nun lütuf, nimet ve yardımını, dünya ve ahirette nimetler ve iyilikler ihsan etmesini; üzerindeki sıkıntı, dert ve belayı gidermesini; günah, hata ve kusurlarını bağışlamasını dilemesi; yalvarıp yakarması ve O’na hâlini arz edip niyazda bulunması demektir.

(bk. Rağıb ve İbn Manzûr, d.’a.v. maddesi) Dua kavramı; “saygı” ve “Allah’ı anma” (ta’zîm ve zikir) ile “çağrı” ve “istekte bulunma” (nidâ ve istiâne) anlamları- nı birlikte içerir.

Dua; sınırlı, sonlu ve aciz olan insanın bütün benliğiyle sınırsız, sonsuz ve kudret sahibi olan yüce Allah’a yönelip O’ndan istek ve dilekte bulunması, O’nunla arasında bir köprü ve diyalog kurmasıdır.

Dua eden insan; bütün zayıflığı, acizliği ve ihtiyaçları içinde, Yüce Allah’ın sonsuz kudretinin ve yüceliğinin, isteklerini ancak O’nun lütfu ve yardımıyla elde edebileceğinin bilincindedir.

Bu bilinçle yapılan dua; insanın Yaratan’ına olan inancının, güveninin ve O’na teslim oluşunun bir göstergesidir. İşte bundan dolayı Peygamberimiz (s.a.s.);

ء م َن ّ الد هِ ِ ٰ ّ ى الل ٰ َ ْكَرَم َ عل ْ ٌء أ َ ْي َس َ شي ل

“Allah’a duadan daha değerli bir şey yoktur” buyurmuştur. (İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 870; Ahmed, II, 362; Tirmizî, De’avât, 1; İbn Mâce, Dua, 1)

B. KUR’ÂN’DAKİ ANLAMI Çok anlamlı kavramlardan biri olan “dua”; Kur’ân’da yedi farklı anlamda kullanılmıştır. (bk. Ebû’l-Ferec, s. 292-295) 1. Çağrı (nidâ)

َ َ ق۪ل ًيال ِ ّال َ ِب ْث ُت ْم إ ْن ل ِ ُ َون إ َيْوَم َ يْد ُع ُوك ْم َ فَت ْسَت ۪ج ُيب َون ِ ب َح ْم ِدِه َ وَت ُظ ّن

“Sizi çağırdığı gün, O’na hamd ederek davetine uyarsınız ve (kabirlerinizde) pek az bir müddet kaldığınızı zannedersiniz.” (İsrâ, 17/52; bk. Enbiya, 21/45; Fâtır, 35/14; Kamer, 54/10)

 

2. İstiâne / Birinden yardım isteme

م ْثِلِه َ و ْاد ُعوا م ْن ِ ُت ِ وا ب ُس َورٍة ِ ْ ٰ َى ع ْب ِد َن َ ا فأ ْ َن َ ا عل َل م ّمَ َ ا نّز ْن ُ ك ْن ُت ْم ۪ ف َي رْي ٍب ِ ِ َوإ ْن ُ ك ْن ُت ْم َ ص ِاد۪ق َني ِ هِ إ د ِون ّ الل ٰ م ْن ُ ُشَهَد َاء ُك ْم ِ

“Kulumuza indirdiğimiz Kur’ân’dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sûre meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz, Allah’tan başka, güvendiklerinizi de yardıma çağırın.” (Bakara, 2/23; bk. Yunus, 10/38; Mü’min, 40/26)

3. Söz (kavl) َ َ ا ظ ِال ۪م َني َ ُ ا ك ّن ِ ّن َ ْن َ ق ُالوا إ َ أ ِ ّال ُسَنا إ ْ ْذ َ ج َاء ُه ْم َ بأ ِ َفَم َ ا ك َان َ د ْعَو ُ اه ْم إ “Azabımız onlara (helâk ettiğimiz toplumlara) geldi- ğinde sözleri, ancak ‘biz gerçekten zalimlermişiz’ demekten ibarettir.” (A’râf, 7/5; bk. Yunus, 10/10; Enbiya, 21/15)

4. İstifhâm / Bir şeyi sormak, anlamak istemek

ل َم ُ ا ي ْح ۪ي ُيك ْم َِذ َ ا دَع ُ اك ْم ِ َ ُس ِول إ هِ َ وِل ّلر آم ُن ْ وا اسَت ۪ج ُيبوا للِّللِ ٰ ِذ َين َ َّ ّيُ َها ال َ َيا أ ت ْح َشُر َون َ ْيِه ُ ِل َ ُه إ ّن َ ْ ِب ۪ه َ وأ ْ َمْرِء َ وَقل َ ّ الل هَٰ َ ي ُح ُول َ بينْ َينْ ال َ ّن َ ُموا أ َو ْ اعل

“Ey inananlar! (Elçi), sizi yaşatacak şeylere çağırdığı zaman Allâh’ın ve Elçisinin çağrısına koşun ve bilin ki, Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz, O’nun huzuruna toplanacaksınız.” (Enfâl, 8/24; bk. Bakara, 2/68; Yunus, 10/25; Kehf, 18/58; Mü’minûn, 23/73; Nuh, 71/5, 8)

5. İstekte bulunmak, yalvarmak (suâl) َِذ َ ا دَع ِان ِ إ َاع ُ ِج ُيب َ د ْعَوَة ّ الد يب أ ٌ ِ ِ ِّن َي قر ع َب ِاد َي ع ِّن َي فإ َ َك ِ ل َ َِذ َ ا سأ َوإ “Kullarım, sana benden sorarlarsa (de ki): Ben (onlara) yakınım, dua edip yalvaran, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm…” (Bakara, 2/186; bk. A’râf, 7/134; Zuhruf, 43/49; Mü’min, 40/49, 60)

6. İbadet Kur’ân’da birçok ayette “dua” kelimesi ve türevleri bu anlamda kullanılmıştır. Şu ayetleri örnek olarak verebiliriz:

ما َال َ يْن َف ُع َن َ ا و َال َ ي ُضّرُ َنا هِ َ د ِون ّ الل ٰ َنْد ُع ِ و م ْن ُ َ ُقْل أ

“De ki: ‘Biz hiç Allah’ı bırakıp da bize fayda da, zarar da vermeyecek şeylere ibadet eder miyiz?…” (En’âm, 6/71) ٰ

ًه َ ا آخَر ِل هِ إ م َع ّ الل ٰ ِذ َين اَ ل َ يْد ُع َون َ َّ َوال

“Onlar (Rahman’ın kulları), Allah’ın yanında başka tanrı tutup ona ibadet etmezler…” (Furkân, 25/68; bk. Mü’minûn, 23/117; Cin, 72/18, 20)

7. İman دَع ُاؤ ُك ْم َْواَل ُ ُ ِ ب ُك ْم َ رِّبي ل م َ ا يْع َبأ ُقْل َ “De ki: ‘İbadetiniz / imanınız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?’…” (Furkân, 25/77) Bu ayetteki “dua” kelimesi ibadet anlamına gelebileceği gibi iman anlamına da gelir. (Buhârî, İman, 2) İbadet kavramı, iman kavramını da içine alır. Bir insanın ibadet edebilmesi için her şeyden önce iman etmesi gerekir.

C. DUA ANLAMINA GELEN KUR’ÂN KAVRAMLARI

1. İbadet “Dua” kavramı, ibadet anlamına geldiği gibi “ibâdet” kavramı da dua anlamına gelir.

Meselâ şu ayette geçen “ibâdet” kelimesi, “dua” anlamındadır: ِذ َين َّ َ ال ِ ّن َ ُك ْم إ َ ْسَت ِج ْب ل َوَق َال َ رّبُ ُك ُم ْ اد ُع ِوني أ ِ َين َ َم َ د ِ اخر ع َب َادِت َي سَي ْد ُخُل َون َ جَهّن ُ َون َ ع ْن ِ َي ْسَت ْكرِب “Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana dua (ibadet) etmeğe tenezzül etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min, 40/60) Sahabeden Nu’mân ibn Beşîr,

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in minberde, ْ ِع َب َادُة ُ َع ُاء ُ هَو ال َ ّلد ا “Dua ibadettir” dediğini, sonra sözüne delil olarak bu ayeti okuduğunu söylemiştir. (Tirmizî, De’avât, 2; bk. İbn Mâce, Dua, 1; Ebû Davut, Salât, 358)

2. Salât Sözlükte dua anlamına gelen “salât” kelimesi Kur’ân’da; namaz anlamında kullanıldığı gibi sözlük anlamında da kullanılmıştır: Şu ayetleri örnek olarak verebiliriz: َ ُهْم ن ل َ َ ص َالَت َك َ س َك ٌ ِ ّن ِ ْم إ َ ْيه ِ َ عل َو َصّل “Ve onlara dua et; çünkü senin duan, onlara huzûr ve sükûn verir.” (Tevbe, 9/103) ٌ

َ ٍ ات ُ ك ّل َ رْيُ َ ص ّاف ْر ِض َ و ّ الط أْ َ ف ّ ي السَ َم َاو ِ ات َ وال م ْن ِ َ ُه َ َ ّ الل هَٰ ُ ي َس ِّب ُح ل َ ّن َ ْم َ تَر أ ل َ أ َقْد َ عِلَم َ صلاََتُه َ وَت ْسِب َيحُه “Görmedin mi, göklerde ve yerde olan kimseler ile kanatlarını çırparak uçan kuşlar Allah’ı tespih ederler? Her biri kendi duasını ve tespihini bilmiştir…” (Nûr, 24/41)

 

3. Nidâ Sözlükte çağrı anlamına gelen “nidâ” kavramı, Kur’ân’da dua anlamında da kullanılmıştır. Şu örneği zikredebiliriz: َ

ِ احِم َني ْر َحُم ّ الر َ ْن َت أ َ َ ّ الضُ ّرُ َ وأ ِّن َي م ّسَ ِني َ َ ُه أ ْذ َ ن َاد َى رّب ِ ّيُ َ وب إ َ َوأ “(Ey Peygamberim!) Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine, ‘Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye yalvarmıştı (nâdâ).” (Enbiya, 21/83)

4. Kavl Lügatte söz anlamına gelen “kavl” kelimesi, Kur’ân’da dua anlamında da kullanılmıştır. Şu ayeti örnek olarak zikredebiliriz: ْن َت َ َ َك أ ِ ّن م ْن َ بْع ِدي إ َحٍد ِ َ ْ ًك اَ ا ل َ يْن َب ِغ أِي ل ل ُي مل ل َي و َه ْب ِ َق َال َ ر ِّب ْ اغ ِفْر ِ َ ُ اب َْو ّه ال “O, Rabbim! Beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülk (hükümdarlık) ver. Çünkü Sen, çok lütufkârsın, dedi /diye dua etti.” (Sâd, 38/35; Âl-i İmrân, 3/38)

5. Tazarru Yalvarmak anlamına gelen “tazarru” kelimesi dua ile eş anlamlıdır.

Şu ayeti örnek olarak verebiliriz: ُهْم َّ َ َعل َ ِاء ل َ ّر ْ َس ِاء َ و ّ الض ْ َبأ َ َخ ْذ َن ُ اه ْم ِ بال م ْن َ قْبِل َك َ فأ ِ ٍ َمم ُ َى أ ِل ْ َنا إ ْر َسل َ َ َق ْد أ َول َ ُع َون َيَت َضّر “Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar / dua etsinler diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık.” (En’âm, 6/42)

6. Suâl Sözlükte istemek ve sormak anlamına gelen “suâl” kelimesi, bir kısım hadislerde dua anlamında kullanılmıştır.

Şu örnekleri verebiliriz: ْ ِغ ٰنى ْ َع َف َ اف َ وال ُ ٰق َى وال ْ ُه ٰد َى و ّ الت َُل َك ال َ ْسأ ِ ِّني أ َ إ ُهّم ٰ ّ َلل ا “Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği GİRİŞ 29 istiyorum.” (Müslim, Dua, 72; Tirmizî, De’avât, 9) ْ

ِفْرَدْو َس َُل ُوه ال ْ ُت ُم ّ الل هَٰ َ ف ْ اسأ ل َ َِذ َ ا سأ َفإ “Allah’tan cennet istediğiniz zaman Firdevs cennetini isteyin.” (Tirmizî, Sıfatü’l-Cenne, 4) Allah’tan bir şey istemek, O’na dua etmektir.

7. İstiâne “İstiâne” yardım istemek anlamında olup bir kısım ayet ve hadislerde dua anlamında kullanılmıştır.

Şu örnekleri verebiliriz: Yüce Allah, Fâtiha sûresinde bize; َ َ اك َ ن ْسَت ِع ُني ِ ّي َوإ “Ancak Senden yardım isteriz” (Fâtiha, 1/5) şeklinde dua etmemizi öğretmektedir.

Peygamberimiz (s.a.s.) de, yaptığı konuşmalarına; هِ َ ن ْسَت ِع ُينُه َ ون ْسَت ْغ ِفُرُه ْ َح ْم َد للِّللِ ٰ َ ال ِ ّن إ “Her türlü övgü Allah’a mahsustur, O’ndan yardım ister ve O’nun bağışlamasını dileriz” (Tirmizî, Vitir, 116) dua cümlesi ile başlamıştır.

8. İstiğâse : “İstiğâse”, yardım istemek demektir. Kur’ân’da dua etmek anlamında kullanılmıştır.

Şu ayeti örnek olarak zikredebiliriz: DUALAR 30 ْ َم ِآلئ َكِة م َن ال ٰ ٍف ِ ل ٰ ُ ُك ْم ِ بأ ِّن ُي م ِم ّد َ َ ُك ْم أ َ ُك ْم َ ف ْ اسَت َج َ اب ل ْذ َ ت ْسَت ِغ ُيث َون َ رّب ِ إ ُم ْرِدِف َني “Siz Rabbinizden yardım istiyordunuz, O da: ‘Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim’ diye duanızı kabul buyurmuştu.” (Enfâl, 8/9)

9. İstiğfâr “İstiğfâr”; Allah’tan af ve mağfiret dilemek demektir.

Af ve mağfiret dilemek, Allah’ın affetmesi için O’na dua etmek, yalvarmak demektir. Nuh Peygamberin, kavmine hitabını içeren şu ayeti örnek olarak verebiliriz: َ ًارا َ ُه َ ك َان َ غ ّف ِ ّن َ ُك ْم إ ْ ُت ْ اسَت ْغ ِفُر َ وا رّب َفُقل “Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır, dedim.” (Nûh, 71/10) ٍَة م ّر م َائَة َ ِ ِ ْ َيْوم في ال ِ ِّن اََ ي ل ْ سَت ْغ ِفُر ّ الل هَٰ ِ َو ا “Vallahi ben günde yüz defa Allah’tan mağfiret diliyorum.” (Müslim, Zikir, 41)

10. İstiâze “İstiâze”, bela, kaza, âfet ve kötülüklerden Allah’a sı- ğınma, O’ndan kendisini korumasını isteme anlamındadır.

Şu ayet ve hadisi örnek olarak verebiliriz: لي َ َ تْغ ِفْر ِ ِ ّال م َ وإ ٌ ْ عل ل ِي ب۪ه ِ َ ْي َس ِ ما ل َ َك َ ل َ َ ْسأ َ ْن أ ُع ُوذ ِ ب َك أ َ ِ ِّني أ َق َال َ ر ِّب إ ِ َين ْ َخ ِ اسر م َن ال َ ُك ْن ِ َوَتْر َح ْم ِني أ “Nuh; ‘Ey Rabbim! Ben bilmediğim bir şeyi istemiş ol-maktan dolayı sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, bana merhamet etmezsen, ben hüsrana uğrayanlardan olurum’ diye niyazda bulundu.” (Hûd, 11/47) ِ ْسَقام أْ َ ّي ِىء ال ِ َ وِم ْن َ سِ ْ ُجَذام ْ ُج ُن ِون َ وال ْ رَبَ ِص َ وال م َن ال ُع ُوذ ِ ب َك ِ َ ِ ِّني أ َ إ ٰ ّهم ّ َلل ا “Allah’ım! Alaca hastalığından, delilikten, cüzzam hastalığından ve her türlü kötü hastalıktan sana sığınırım.” (Ebû Davud, Salât, 367)

 

11. Tövbe “Tövbe”, insanın günahına pişmanlık duyması ve Allah’tan af dilemesi demektir.

Tövbe eden insan, Allah’a dua edip yalvarmış olur. يب ٌ م ِج يب ُ ٌ ِ َ َ رِّب َي قر ِ ّن َ ْيِه إ ِل ت ُوبوا إ ُ َ َف ْ اسَت ْغ ِفُر ُوه ُ ثّم “O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin! Çünkü Rabbim yakındır, duaları kabul edendir.” (Hûd, 11/61) Ayette “tövbe edin” emrinden sonra Allah’ın duaları kabul eden olduğunun bildirilmesi, tövbe etmenin de dua anlamına geldiğini ifade eder.

“Zikir” (Allah’ı anma), “tesbih” (Sübhânellah / Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim), “hamd” (Elhamdülillâh / Allah’a hamd olsun), “tehlil” (lâ ilâhe illallah / Allah’tan baş- ka ilâh yoktur), “tekbir” (Allâhü ekber / Allah en büyüktür) “senâ” (Allah’ı övme) ve “şükür” (Allah’ın verdiği nimetlere teşekkür etme), “icâbet”, “istîcâb” ve “tenciye” (duayı kabul etme), “keşf” (sıkıntıları giderme, kaldırma) kavramları “dua” kavramının mana alanını oluşturur.

Kaynak: http://dua.diyanet.gov.tr/Files/DuaRehberi/duanin_anlami.pdf

 

Benzer Yazılar :

Facebook ile yorum yazabilirsiniz.

Forumcu

Forumcu

Forum tartisma sitesini zirveye taşımak istiyorum bana yardımcı olunuz.

1 Response

  1. 20 Eylül 2016

    […] insandaki Allah ve ahiret inancı ön plana çıkar; sabır, irade, azim, çalışma, tevekkül ve dua gibi dinî değerler, insanları zorluklara karşı motive eder, psikolojik rahatlama sağlar, […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

escort izmir escort izmir escort izmir escort izmir istanbul Escort - sisli Escort - Mecidiyekoy Escort Bayan