D Vitamini ne kadar kullanmalı?

D vitamini kime, ne zaman, ne kadar?

Vitamin D

Vitamin D

Hormonlar arasında D vitamininin ayrı bir yeri vardır; çünkü ciltte güneş ışığına maruziyet sonucunda yapılabilmektedir. D vitamini iki şekilde bulunur. D2 vitamini (ergokalsiferol), mantarda bulunan ergosterolün maddesinin, ultraviyole ışığa maruz kalmasından elde edilir ve doğada güneş gören mantarlarda bulunur. D3 vitamini(kolekalsiferol) ise insan cildinde sentezlenebilir.

Bunun yanında somon, orkinos ve ringa gibi yağlı balıklarda bulunur. Hem D2 hem de D3 vitamini gıda takviyesi olarak da üretilmektedir. Ciltte sentezlenen veya gıdayla alınan D vitamini biyolojik olarak etkisizdir. Sırasıyla karaciğer ve böbrekte çeşitli reaksiyonlardan geçtikten sonra aktif hale gelir.

D vitamini etkilerini esas olarak bağırsak ve böbrekte gösterir, ancak vücutta yaygın olarak birçok doku ve hücrede etkin olduğu bilinmektedir. Bağırsaklarda kalsiyum emiliminin çoğundan ve fosfor emiliminin bir kısmından sorumludur. Böbrekte ise kalsiyumun idrarla atılmasını engelleyen faktörlerden biridir.

“D vitamini eksikliği”, D vitamini düzeyinin 20ng/mL’nin altında olması şeklinde tanımlanır. D vitamininin 21-29ng/mL arasındaki değerleri de “D vitamini yetersizliği” kabul edilir. Buna göre, dünyanın birçok bölgesinde %20-  %100 arası D vitamini eksikliği bildiriliyor. Türkiye’de çocuk ve erişkin gruplarda çeşitli bölgelerde yapılan çalışmalarda D vitamini eksikliği oranı %14’ten %80’lere kadar çıkıyor. Çocuklarda, genç ve orta yaşlı erişkinlerde D vitamini yetersizliği benzer sıklıkta görülür. Gebelik ve emzirme sırasında D vitamini eksikliği riski artar.

D vitamini eksikliği nedenleri

Çocuk ve erişkinlerde D vitaminin ana kaynağı güneş ışığıdır. D vitamini içeren gıda çeşidi çok azdır ve ülkemizde D vitaminiyle güçlendirilmiş gıdalar da var. Buna göre D vitamini yetersizliğinin ana nedeni, yeteri kadar güneş ışığı alamamaktır. 30 koruma faktörlü bir güneş koruyucu krem sürülmesi, ciltteki D vitamini sentezini %95’ten fazla azaltır. Vücuttaki yağ miktarı arttıkça D vitamini düzeyi azalır, bu nedenle şişmanlık da D vitamini yetersizliği için önemli bir risk faktörüdür. Bunun dışında bazı pankreas, böbrek hastalıklarında veya kilo kaybı amacıyla ameliyat olmuş hastalarda D vitamini eksikliği görülme olasılığı vardır. Epilepsi ilaçları gibi birtakım ilaçlar da D vitamini eksikliğine yol açabilir.

D vitamini eksikliği: kemik erimesi, raşitizm

D vitamini eksikliği sonucunda bağırsakta kalsiyum ve fosfor emilimi azalır ve bunu telafi edebilmek için paratiroid bezlerinden paratiroid hormon salgılanmasında artış olur. Bu hormon, kandaki kalsiyumu normal sınıra getirebilmek için kemiklerden kana kalsiyum çeker ve idrardan da fazla miktarda fosfor atılmasına neden olur. Kemikler için çok önemli iki madde olan kalsiyum ve fosforun azalması, kemiğin yapısını zayıflatır. Kemikte yıkım artışı ve bunun sonucunda da kemik kaybı, yani “osteopeni” veya kemik erimesi, yani “osteoporoz” oluşur.

Çocuklarda görüldüğünde D vitamini eksikliği kemikte şekil bozukluklarına neden olur ve bu duruma raşitizm adı verilir. Ayrıca bu çocukların kaslarında da güçsüzlük vardır; ayağa kalkmakta ve yürümekte zorluk çekerler.

Erişkinde meydana geldiğinde ise kemik erimesi, ayrıca belli bölgelerde veya tüm kemik ve kaslarda ağrılar şeklinde kendini gösterir. Erişkindeki kas güçsüzlüğü, dengesizlik ve düşme eğilimini, dolayısıyla kırık riskini arttırır.

D vitamini eksikliğinin önlenmesi

D vitamininin ana kaynağı güneş olduğu için ilkbahar, yaz ve sonbaharda saat 10:00-15:00 arasındaki hafif kızarıklık yapacak kadar güneşlenmek, yaklaşık 10.000-15.000 IU D vitamini alınmasına eş değerdir. Enlem olarak 33˚’nin altında ve üstünde olan bölgelerde kış mevsiminde D vitamini üretimi hemen hemen hiç yoktur. Ülkemizin bulunduğu enlemde D vitamini üretimi Mayıs-Kasım ayları arasında gerçekleşir.

Kimler D vitamini eksikliği için taranmalı?

Kemik erimesi, kronik böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, bağırsakta emilim bozukluğu olanlar, iltihaplı barsak hastalığı olanlar, Crohn hastalığı, kilo kaybı için cerrahi geçirenler, kistik fibroz hastaları, epilepsi ilaçları, kortizon ve bazı mantar ilaçlarını kullananlar, hamile ve emzirmekte olan kadınlar, düşme öyküsü olan yaşlılar, travma olmaksızın kırığı olan yaşlılar, obez çocuk ve erişkinler, tüberküloz, sarkoidoz gibi hastalıkları, lenfoması olanlar D vitamini eksikliği açısından taranmalı.

Tarama yapılırken 25 (OH) vitamin D dediğimiz D vitaminine bakmak yeterlidir.

Günlük D vitamini ihtiyacı

Yaşları 0-1 arası çocuklarda en az 400 IU, 1 yaş üstü çocuklarda 600 IU verilmesi önerilir, ancak kandaki D vitamini düzeyinin 30ng/mL’nin üzerinde tutulabilmesi için günlük alımın ortalama 1000 IU civarında olması gerekir.

Yaşları 19-50 arasındaki erişkinlerde günlük en az 600 IU, 50 yaşından büyüklerde ise günde en az 600-800 IU D vitaminine ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak bu iki grupta da kandaki D vitamini düzeyinin 30ng/mL’nin üzerinde tutulabilmesi için günlük alım ortalama 1500-2000IU civarında olmalıdır.

Gebelerde ve emziren annelerde günlük ihtiyaç en az 600IU’dir, ancak kandaki D vitamini düzeyinin 30ng/mL’nin üzerinde tutulabilmesi için günlük alımın yine ortalama 1500-2000 IU civarında olması gerekir.

Özellikle obez çocuk veya erişkinlerde, epilepsi ilacı veya kortizon alanlarda D vitamini takviyesinin tam olarak yapılabilmesi için de verilen dozun 2-3 kata çıkartılması gerekir.

Tedavide D2 veya D3 vitamininden herhangi biri kullanılabilir, ancak daha etkin olması ve tedaviyi standardize etmek açısından D3 vitamini kullanımı tercih ediliyor.

D vitamini eksikliği, yetersizliği tedavisi

Eksik D vitamini (yani D vitamini<20ng/mL) için önce yükleme dozu verilir, daha sonra idameye geçilir. Yükleme için 50000IU’lik D vitamini damla şişesinin tüm içeriğinin bir haftada (ister bir seferde ister bölünmüş olarak) alınması, 8 hafta böyle sürdürüp sonrasında günlük 1500-2000 IU olan (15-20 damla) idame tedavisine geçilmesi önerilir. D vitamini yağ içerikli bir madde olduğu için, ilacın tam olarak emildiğinden emin olunabilmesi için ya direkt içilmesi veya da ekmek gibi katı bir yemeğe damlatılıp yenmesi önerilir.

D vitamini emilimi besin alımından etkilenmez. Tedavide serum 25(OH)D vitamin düzeyini 30-50 ng/mL seviyesinde tutulması hedeflenir. D vitamini ile birlikte yeterli kalsiyum alımı da sağlanmalı (19-70 yaş 1000mg/gün, >70 yaş 1200 mg/gün).

D vitamininin ülkemizde 50000 IU’lik damla formu, 300000IU’lik ampul formu, genelde 1000 IU’lük hap formları ve nazal (burundan sıkılan) formları var. Damla yerine ampul kullanılması, planlanandan daha fazla D vitamini alınmasına neden olabilir. Buna bağlı olarak da D vitamini düzeyi çok yüksek değerlere ulaşabilir.

D vitamini düzeyinin 150ng/mL’nin üzerinde çıkması D vitamini zehirlenmesi olarak tanımlanır. Bu durumda vücutta kalsiyumun aşırı miktarda yükselmesi ve buna bağlı olarak kalp atımının çok yavaşlaması veya böbrek yetmezliği gibi durumlar ortaya çıkabilir. Dolayısıyla D vitamini hastaya uygun şekilde verilmeli, sık ve yüksek dozda uygulamalardan kaçınılmalı.

Sonuçta D vitamini özellikle kemik ve genel sağlığımız için de çok önemli bir hormon olup, vücudumuzda yeterli miktarda olması büyük önem taşır. Riskli olduğu düşünülen kişilerde düzeylerinin saptanması ve uygun şekilde yerine koyma tedavisi yapılması önerilir.

Doç. Dr. Dilek Yazıcı, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı