Büyülü Kazan Hikaye oku

Büyülü Kazan Hikayesi oku

Sis ve yağmur içinde ya­şayan bir ülkede, yaşlı bir adamla yaşlı bir kadın vardı. Bunlar çok yoksul insanlardı. Evlerinin kar­şısında da Klodion adlı şişman bir adam yaşıyordu. Araba satıcılığı yapan bu adam çok zengindi ve paradan başka bir şey düşünmezdi. Yeterince parası da vardı.

 

Kıskanç bir adam olan Klodion, komşusu yaşlı karı kocayı hep gözetler, onların yaşantısını merak ederdi. Bir gün:

“Bu işin içinde bir iş var” diye homurdandı.

“Şu yaşlıların hiç parası yok denir ama evlerinin önünden her geçişte nefis yemek kokuları alırım. Patatesli et yahnisi, hindili güveç kokusu…

İkisi de yalancı bu ihtiyarların! Parası olmayan insanlar böyle krallara layık yemek yiyemez. Bunların bir sırrı var. Gizledikleri bir paraları olmalı. Bir iki yıl içinde ölürler nasıl olsa … Paralar da benim olur!” diye düşündü.

 

Gerçekten de bir süre sonra iki yaşlı öldü. Cenaze töreninden hemen sonra Klodion, hemen yaşlıların evlerine koştu. Ortalığı alt üst etti ama bir şey bulamadı.

 

“Neredeyse bütün o güzel yemeklerin, büyü sayesinde gökten indiğine inanacağım!” diye homurdandı.

 

Bu sırada karnı acıktı. Kiodion, ocağın içinde asılı duran ye­mek kazanının içine baktı. “Ah, şu ihtiyarın yediği yemeklerden olsaydı şimdi!” diye içini çekti.

O anda birden odanın içine nefis bir yemek kokusu yayıldı. dersimiz.com

Klodion, kazanın içinin patatesli et yahnisiyle dolduğunu şaşkın­lıkla gördü.

Aradığı şeyi bulduğunu anlamakta gecikmedi. Kazanı bir çu­valın içine koyup, sırtına aldığı gibi evinin yolunu tuttu. Hemen o akşam karısına patlıcanlı pilav, kızarmış et, bol salata ve meyve hazırlamasını emretti.

Klodion için mutlu bir yaşam başlıyordu. Bundan böyle tek kuruş harcamadan en güzel yemekleri yiyebilecekti. Artık bütün zamanını güzel yemekler yemeye ayıracaktı.

Sabah gün ağarırken yemek yemeye başlıyor, gece yarısına kadar durmadan yemek yiyordu. Kızarmış etler, çeşit çeşit sebze­ler, tatlılar… Kazan hiç boş kalmıyordu.

 

Klodion iki kat şişmanlamıştı. Yemekten başka işle uğraşma­dığı için işleri bozuldu. Borç içinde kaldı. Yakacak bir şey bulama­dığı için evdeki tahta eşyaları kırıp yaktı.

Sonunda bir iskemle, bir yatak ve bir tabaktan başka eşyası kalmadı. Ama evi hep mis gibi yemek kokularıyla doluydu.

Her Cumartesi Klodion’un evinin önünden geçen terzi kadın bu kokuları duydukça, Klodion’un yoksul düştüğüne inanmıyordu.

“Klodion söylediği gibi yoksul falan düşmedi.” diyordu. “Pa­rası olmayan insanın evinden böyle güzel yemek kokuları gelir mi hiç? Bu işin bir sırrı var ama ne? Dur hele … Yakında ölür ve ben de sırrını öğrenirim.”

Böylece terzi kadın da, tıpkı Klodion’un yaşlıların ölümü bek­lemesi gibi Klodion’un ölümünü bekliyordu.

Yaşamak için yiyoruz, yemek için yaşamıyoruz.(Hipokrates)

Alman Masalı

Forumtartisma

Forumtartisma

Forum tartisma sitesini zirveye taşımak istiyorum bana yardımcı olunuz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir